Tilt

tilt_blog

GrafBasin_Eng_271

“Tuval çalışmalarımda, harfleri daha çok yağlıboya vuruşları ya da pikseller gibi kullanıyorum. Orada olmalarının nedeni izleyicinin yolunu kaybetmesini sağlamak, yoksa herhangi bir mesaj vermek değil. Buradaki düşünce ikileme yol açmak; “Bana ne söylemek istediğini anlamasam da bu yapıtı sevebilir miyim?” Bu uzun süredir çağdaş sanat alanında basmakalıp olmuş bir soru ve bence, graffiti sanatına daha da iyi uyuyor.”

Toulouse’da yaşayan Tilt kendini graffiti fetişisti ve geleneksel bir graffitici olarak tanımlıyor ve graffitinin en basit ve ilkel halinin, karışık, üç boyutlu harfler kadar etkili olabildiğini savunuyor: “Enjoy Primitif GraffiTilt!” (İlkel GraffiTilt’in Keyfine Var!)

1980′lerde, Los Angeles’ta çekilmiş kaykay videolarını izlerken, etrafta gördüğü graffitilere ilgi duymaya başlayan Tilt, Avrupa’da henüz çok yeni olan bu disiplini keşfe çıkmış ve o dönemlerde, yaşadığı şehirdeki öncü graffitici 2pon ile tanışarak kariyerine önemli bir etki bırakacak Spraycan Art ve Subway Art kitaplarını keşfetmiş. Graffitiyle kendini güvende hissettiğini belirten sanatçı, farklı alanlarda (fotoğraf, resim, seyahat etmek, kızlar…) kendini deneyimlerken, eksiklerini graffiti ile tamamladığını ekliyor.

Kaykaya da ilgi duyan Tilt, 16 yaşındayken, o dönemdeki grubu SSN 88 (Skate Speed Nation) ile kaykay rampalarına ilk tag’lerini yazdı. Ardından, ilk büyük piece’i olan “TİL-BER”i (Tilt & Tober, en yakın arkadaşı) evinin bodrum katında hayata geçirdi. İlk dönemlerinde, Wild Style ile başlamasına rağmen kısa zamanda, throw-up’lardan daha fazla keyif aldığını anlamış, yuvarlak hatlı Bubble tarzında kendini geliştirmeye karar vermiş.

“Panic Room”, Tilt. Fotoğraf: Benjamin “BigAddict” Roudet.

İmzası haline gelen Bubble harflerinden ödün vermeden farklı disiplinleri denemeye ve yeniliklere açık sanatçı, tuval dışında fotoğraf, heykel ve vitray çalışmaları da gerçekleştiriyor. Graffitinin özü harfleri, resimlerinin temeli alan sanatçı izleyicinin sokak ve müze algıları ile oynamayı seviyor. Sokakta görülen tag’lerin her zaman sanatsal bir algı yaratmadığını, fakat aynı işlerin galeri, müze gibi alanlarda farklı karşılandığından bahseden sanatçı, bu durumu keskin bir çelişki olarak görüyor.

“MisTilt”, New York, 2007.

Tilt, 2007 yılında “Bubble Girl” projesini gerçekleştirmek üzere New York’a taşındı. En unutulmaz anılarından birini 2 yıl kaldığı bu şehirde yaşamış. Toulouse’dan arkadaşı Mist, Tilt’in yaşadığı binanın, 17 metreye 70 metre boyundaki çatısını boyamak üzere New York’a gelmiş. Bir Cumartesi gecesi, sessizce çatıya çıkan ikili boyayacakları alanı bantlarla belirlemişler. İkiliyi komşulardan birisi fark etmiş ve önlem olarak polise haber vermiş. Polislerden kurtulabilmek için, ertesi gün çekilecek bir moda çekimine hazırlık yaptıklarını anlatmışlar ve polisleri sorunsuz uğurlamayı başarmışlar. Bir süre, devam edip etmeme konusunda şüpheye düşen Tilt ve Mist, sonunda, sakladıkları 40 litre boyayı çıkartıp, sabah 7′ye kadar süren zorlu çalışmalarına atılmışlar. Bir gün sonra, New York’taki en büyük graffitilerden “MISTILT” ortaya çıkmış ve fotoğraflanmış. Hemen sonra, ev sahibinden gelen telefonla telaşa kapılan Tilt, arkadaşı Fransa’ya dönmüş olduğu için, tek başına çatıya çıkıp gümüş boyayla tüm resmi kapatmış.

Tilt, 'Minibüs', 2014. Duvarların Dili.

Tilt, ‘Minibüs’, 2014. Duvarların Dili.

Duvarların Dili: Graffiti / Sokak Sanatı sergisi hakkında detaylı bilgi için tıklayın

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir