Tik Tak… Mustafa Şem’i'nin Saatinin Restorasyonu Tamamlandı!

“Bir umuttur zaman… bir müphemdir zaman… ilerledikçe gerileyen… hep yeniden başlayan… etmezseniz saatlerinizi ayar… sizin de hayatınız kayar…”
Ahmet Hamdi Tanpınar, Saatleri Ayarlama Enstitüsü


Zamanın akışını, yaşını ve gücünü kavramak olağanüstü bir hayal gücü gerektiriyor. Ve biz saatler aracılığıyla zamana eşlik ettiğimizi düşünüyoruz. Siz bu cümleyi en iyi ihtimalle dokuz saniyede okuyabilirsiniz; Güneş Sistemi ise Samanyolu Galaksisi çevresindeki bir tur dönüşünü yaklaşık 230 milyon yılda tamamlar.

Galaktik yıllar gündelik yaşamın bir parçası olmaktan oldukça uzak görünürken, işleri kolaylaştırmak adına bir yılı 365 gün 6 saat olarak hesaplarız. Antik Yunan’ın Babil’e bakıp geliştirdiği sistemle ise, saati 60 dakikaya, dakikayı 60 saniyeye böleriz. Dişlerinin adedi veya çaplarının oranına göre birbirini döndüren mekanik sistemlerle de zamanı ölçtüğümüzü düşünürüz.

Pera Müzesi sizleri mekanik sistemlerin en zahmetlisi saatler hakkında bir zaman yolculuğuna davet ediyor…

Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri, Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi’nin üç önemli koleksiyon alanından biridir. Suna ve İnan Kıraç’ın 1980’lerde oluşturmaya başladıkları dünya çapındaki bu koleksiyon, MÖ 2. binden günümüze, yaklaşık dört bin yıl boyunca Anadolu’da kullanılmış başlıca ağırlık ve ölçü aletlerini kapsar ve arazi ölçümünden her türlü alışverişe, mimarlıktan sarraflığa, denizcilikten eczacılığa kadar çeşitli alanlarda kullanılan yaklaşık 10.000 adet ağırlık ve ölçü aletini bünyesinde barındırır. Koleksiyonun en değerli eserlerinden bir tanesi ise son Osmanlı saat ustası Mustafa Şem’i Pek’in işçiliğinin ürünü olan mekanik bir saattir.

Yolculuğumuzun ilk durağında saati, zaman durmaksızın akarken hareketsiz beklediği Pera Müzesi deposundan bir saat ustasının atölyesine doğru uğurluyoruz. Saatin depodan atölyeye yolculuğu yaklaşık 2100 saniye. Öte yandan bir ışık demeti saniyede 186.000 mil mesafe kat ediyor.

Bir ışık demeti kadar hızlı mesafe alabilseydik, bundan tam beş yüz yıl önce, 16. yüzyıl İstanbul’unda Sultan II. Murat’ın müneccimbaşısı Takiyüddin’i zamanı ölçmeye cürret eden mekanik makineler hakkında yazarken bulabilirdik. Takiyüddin bu saatlerden “konstrüksiyonu çok zahmetli ve mütevazı işçilere ihtiyaç gösteren aletler” olarak bahsetmişti. Görünen o ki sultanın müneccimbaşısı için bile mekanik bir saatin yapımı zor ve hassasiyet isteyen bir işti.

17. yüzyıl Osmanlı’sında ise kendilerine yeni pazarlar arayan Avrupalı saatçiler, İstanbul’da elçiliklerin bulunduğu Galata bölgesinde zanaatlerini sürdürmeye başladılar. 17. yüzyıldan 20. yüzyılın başlarına kadar ise yapılan yerli saatlerin sayısı elliyi geçmez. Osmanlı Devleti’nde gelişen mekanik saat merakına rağmen 19. yüzyılın son çeyreğine kadar bir istisna dışında neredeyse hiç saat kulesi yoktu. Yüzyılın sonlarına geldiğimizde ise birbiri ardına inşa edilen saat kuleleri, mebani olarak da bilinen cephe saatleri karşımıza çıkar.

İstanbul’da kule saati imal ettiğini bildiğimiz tek isim ise koleksiyonumuzdaki saatin de ustası Mustafa Şem’i Pek’tir. Mustafa Şem’i,  1870′lerde doğmuş, küçük yaşta bir saat ustasının yanında işe başlamıştı. Öğrencilerinden birisinin bugün onun saatini tamir edip, Pera Müzesi’ne tekrar kazandıran Recep Gürgen’e anlattığı üzere, Mustafa Şem’i Sultanahmet Meslek Lisesi’nde matematik hocası olarak görev yaparken, bir yandan da Çemberlitaş’taki atölyesinde saatlerle uzun vakitler geçirirmiş.

Mustafa Şem’i’nin atölyesi Çemberlitaş’ta 29 numaralı dükkânın üst katında yer alırdı. Titiz bir usta olduğu, saat yapım araçlarının mükemmelliğine büyük önem verdiği bilinir ve özellikle meydan saatleri, kule saatleri ve bina cephelerine yaptığı saatlerle tanırdı.

1900’lü yıllarda bugün İstanbul Üniversitesi merkez kampüsü olan Harbiye Nezareti’nin girişindeki iki saat de onun eseriydi.

Yalnızca bununla kalmamış aralarında Robert Kolej’in de bulunduğu birçok eğitim kurumu için de cephe saatleri üretmişti. Bugün Boğaziçi Üniversitesi’nde Albert Long Hall olarak bilinen binanın ön cephesinde yuvarlak kadranlı bir Mustafa Şem’i saati görülür. Haydarpaşa Garı cephe saati, Haydarpaşa Lisesi, Denizcilik İşletmeleri binaları cephe saatleri ve daha birçoğu onun imalidir. Şehrin dört bir yanına inşa edilen saatlerle II. Abdülhamid dönemi İstanbul’unda öğrencilere ve devlet dairesinde işi olan yurttaşlara çalışma saati kavramının aşılanması hedeflenmişti.

1950′li yıllardaki vefatına kadar Çemberlitaş’taki atölyesinde vakit geçiren Musatafa Şem’i, saat yapma işini sistematikleştirmiş, işçilik, ücret gibi konuları içeren bir de katalog bastırmıştı. Kaliteli malzeme kullanarak iyi bir işçilikle ürettiği saatleri çok sağlamdır ve doğru çalışır. Tabii bir saat ne kadar doğru çalışabilirse…

Pera Müzesi’nde sergilenen Suna ve İnan Kıraç Vakfı Anadolu Ağırlık ve Ölçüleri Koleksiyonu’nun önemli parçalarından biri olan Mustafa Şem’i’nin 31 numaralı saati, Recep Gürgen tarafından restore edildi. Saatin mekaniğini harekete geçiren sarkacı yeniden yapıldı. Enerjisini ağırlığından alan saatin makina formu, kadranı ve çark dişlerinin kendine has formu ustasını ele verir. Tekrar tik tak’larla çalışmayı uzun bir süre bekleyen ve koleksiyona yeniden kazandırılan bu saat, artık çalışır bir şekilde sergideki yerini alıyor.

AO_Ekim2018_004

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir