Güzelliğin Peşinde

varimixed

Marisa Oropesa
Küratör

Doğanın gözlemlenmesi ve derin düşünce sanatı üretti.
- Cicero

Kentaur, 2012. Gümüş.

Bir yaratıcı olarak sanatçı, içinde, sanatın nedeninin derinine inme tutkusu taşır. Yaratmak hayatı sürdürmektir, her sanatçının kişiliğine göre yorumladığı yaşanmışlıkları ve deneyimleri ifade etmesidir. Sophia Vari’nin sanatı da derin ve evrensel bir duyguya dayanıyor. Eserleri, belirli bir zaman dilimi ya da belli bir mekâna sığdırılması güç bir şekilde kendilerini zamansız olarak sunuyor. Bu, Vari’nin yaratımının barındırdığı, herhangi bir çağda karşılığını bulabilecek zenginliklerden biri.

Bir sanatçının sayısız ilham kaynağı olabilir. Ama bazen ilham yaratıcının kişiliğindedir. Sophia Vari de böyle biri. Bir Yunanlı olarak doğmuş, fakat bir dünya vatandaşı olarak yetişmiş, yola bir ressam olarak çıktıktan sonra durdurak bilmeksizin kendisini kısıtlamayacak bir ifade aracının peşine düşmesi, onu içinde duyduğu ihtiyacı güçlü bir iradeyle karşılamak üzere heykelle buluşturmuş. Kendi sözleriyle, “Resim bir yanılsamadır, göz aldatmacasıdır: Ben dokunmak istedim, hacim istedim. Eserin etrafında çepeçevre dönebilmeyi, mekânda ona biçim vermeyi, yarattığım şeyin gerçekten var olduğunu hissetmeyi istedim”. Sophia Vari için ahenk ve anıtsallık eserlerini farklılaştıran özellikler. Bu eserler Partenon Tapınağı’nın ve Kikladik heykel sanatının gölgesinde doğan ve aynı zamanda Londra’daki British Museum ve Paris’teki Louvre’da Yunan sanatının hazineleri üzerine yaptığı çalışmalarla olgunlaşan yeteneğini teyit ediyor, tabii Mısır seyahatlerinde biriken deneyimleri ve sonra Amerika kıtasının Kolomb öncesi dönemine ait heykelleri tavaf edişini de unutmamak lâzım.

Biri ve Diğeri, 2002. Çokrenkli bronz.

70’li yıllarda ürettiği ilk figüratif heykeller, görkemli bir anıtsallık elde edene kadar düzlüklerle, kavisler, doğrular ve hacimle şekillenen yapıların keşfinin yolunun açtı. Vari’nin külliyatına rahat ve duyarlı bir bakış, yeni estetik fikirlerle uyumlu bir birlikteliğe ulaşmak için yuvarlak şekillerin düzlüklerle buluşmasına hayranlık duymamızı sağlıyor. Sophia Vari, heykelsi nesnelerinde ruhsal olanla fiziksel olanı, mantıksal olanla duyusal olanı, düzle hacimliyi bir araya getirmeyi bildi, böylece sabit kalmaya yatkın bir mecraya yaşam, zarafet ve haz aşıladı.

Yapıtlarını eşsiz kılan tek şey sanatçının ustalıkla kullandığı renkler değil, aynı zamanda daha önce de belirttiğimiz üzere dünyanın hangi sokağında ya da müzesinde olursa olsun onları tanımamızı sağlayan özgünlüklerini şekillerinden alıyorlar. Sokaklarda dedik, çünkü Sophia Vari sadece küçük ya da orta boy değil, anıtsal heykeller yaratmayı da biliyor. Bu tür eserler sebatkâr ruhları ve her şeyden önemlisi mümkün olabilecek en kalabalık topluluklar tarafından beğenilmeleri ya da görülmeleri sebebiyle bizi heykelin özüne ya da antik heykellere daha fazla yakınlaştırıyor. Bronz neden her seferinde havanın aşındırıcı etkilerinin yarattığı zorluklara meydan okuyor, çünkü üzerindeki pas onun için koruyucu bir pelerin gibi ve bu da zenginlik ve güç fikriyle birleşiyor. Bu nedenle halka açık alanlar bulmanın peşinde. Sanatçı şöyle bir açıklama yapıyor: “Mekânı şekillerin ve kompozisyonların anıtsallığı için sahiplenmek, bir yeri tahakküm altına almak –işte gerçek maksat bu”.

Yitik Kanatlar, 2011. Tuval üzerine suluboya.

Diğer eserleri düşünüldüğünde, üç boyutlu bir şey yaratabilmek için öncelikle iki boyutlu yaratıma hâkim olmanın gerekliliği çok açık. Sanatçı muhteşem suluboyalarında ve kolajlarında disiplinler arası karakterini yeniden sergiliyor. “Düz olan”ın üzerinde, heykellerinde elde ettiği yegâne mekânları yeniden yaratıyor. Fırça vuruşları ve renk kullanımındaki ustalığıyla öne çıkan suluboyaları eşsiz birer yapıta dönüşüyor. Çizgilerin kesinliği ve hafif, havai desenler bu eserlerinde ve sahip olduğu daire biçimiyle ayrı bir özgünlük taşıyan suluboyası Yitik Kanatlar’da da mevcut.

Sadece kâğıdın ya da tuvalin üzerindeki desenlerin ya da suluboyanın yarattıkları değil, yenilikçi ruhu da onu bu anlamda farklı arayışlara sürükledi. Son kolajları ilk defa bu sergide izleyiciyle buluşuyor; gücü mıknatıs gibi kendine çeken ve sanatındaki o zamansızlık hissini yeniden bize anımsatan eserler. Son dönemine ait bu eserlerin sahip olduğu gücü Apartado gibi yapıtlarında görüyoruz. Ve bu kolajlarda açık bir parçalanma arzusuna rastlıyoruz: Heykelde olduğu gibi bütün kıvrımlar birleştirilmiş bir kütle yaratmak üzere sona erer. Burada ilham kaynaklarını en belirgin şekilde açıklamak için sanatçının bir cümlesini tekrar etmek en iyisi: “Amacım geometriyi, hacmi ve şekilleri alıp boşlukta onları insanileştirmek”.

Apartado, 2013. Kağıt üzerine kolaj.

Gölgeyle Uzam Arasında, 2013. Tuval üzerine karışık teknik.

Son olarak sanatçının bu yıl içinde ürettiği ve ilk kez gün ışığına çıkacak tuval üzerine karışık teknikle gerçekleştirilmiş bir dizi eseri vurgulayalım. Bu seri büyük teknik değere sahip parçaların bir birleşimi, çünkü Vari farklı malzemeler kullanarak tuvali eşsiz bir dokuyla bezeyen bir dizi kromatik kombinasyon uyguluyor. Gölgeyle Uzam Arasında adlı yapıtta da gördüğümüz bu etki, daha sonra gölgelendirilmiş kısımlarıyla ve mükemmel şekilde bir renk dizisi içine kusursuzca yerleştirilmiş geometrik şekillerle tamamlanarak dikkatleri üzerine çekiyor.

Marisa Oropesa’nın Sophia Vari: Heykeller ve Resimler sergi kataloğunda yer alan yazısından alınmıştır.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir