Türk Hareminden Bir Sahne

"A Scene from the Turkish Harem", 1654. Franz Hermann, Hans Gemminger, Valentin Mueller. Oil on canvas.

“Türk Hareminden Bir Sahne”, 1654. Franz Hermann, Hans Gemminger, Valentin Mueller. Tuval üstüne yağlıboya.

1628 yılında Kutsal Roma İmparatoru II. Ferdinand tarafından yaklaşık bir yıl kalacağı İstanbul’a elçi olarak gönderilen Hans Ludwig von Kuefstein’ın ardında bıraktığı en önemli eserler kuşkusuz yaptırdığı bir dizi resimdir. İki imparatorluk arasında 1606’da yapılan barışın yirmi yıl süreyle uzatılması konusunda 1627’de anlaşmaya varılmıştı. Bir yıl sonra ise anlaşmayı pekiştirmek amacıyla karşılıklı elçi gönderilmesine karar verilmesi üzerine Sultan IV. Murat  Recep Paşa’yı Viyana’ya gönderirken, Kuefstein hamile karısını da geride bırakarak İstanbul’un yolunu tuttu. O İstanbul’dayken doğan kızına Constantina adı verilecekti.

Kuefstein’ın yaptırdığı resimler arasında Tuna Nehri kıyılarındaki sınır noktasında gerçekleşen elçi değişim töreni, padişah, sadrazam ve vezirin huzuruna kabul sahnelerinin yanısıra, elçilik heyetinin İstanbul’a girişi, yolculuk sırasında heyetin konakladığı Harmanlı Hanı, Atmeydanı ve Sultanahmed Camisi görünümü, Osmanlı tiplerini betimleyen figür çalışmaları, cenaze alayı, düğün alayı, dükkanların yer aldığı bir sokak görünümü gibi çeşitli gündelik yaşam sahneleri yer alır. Kuefstein notlarında yanında ressam götürdüğünden söz etmese de sefere katılanların isimlerini veren bir belgede Franz Hermann ve Hans Gemminger adlı iki ressam ile Hermann’ın yardımcısı olduğu anlaşılan Valentin Mueller isimleri geçmektedir. Resimlerin yapılan gözlemlere, alınan  notlara ve daha eski görsel kaynaklara dayanılarak Viyana’da yapılmış olduğu sanılmaktadır. 1628-1629 yıllarında guaj tekniğinde yapılan seri daha sonra büyük boyutlu yağlıboya resimler için kaynaklık etmiş olmalıdır. Ayrıntıların büyük bir titizlikle işlendiği eserlerin bir çoğunda açıklayıcı metinler yer alır. Osmanlı Haremi’nin betimlendiği ve üzerinde tarih bulunması açısından belgeleyici değeri olan bu eserde yer alan açıklamada da “seçkin Türk hanımlarının evlerinden çıkmaları ya da yabancılarla tanışmaları âdet olmadığından, onlar birbirlerini evlerine davet eder, dans, komedya ve benzeri eğlencelerle oyalanırlar” yazılıdır. İki bölüm halinde düzenlenmiş kompozisyonun alt bölümünde misafir karşılama ve dans teması  işlenmiş, üst bölümdeyse rebab, def ve santur çalan sazendeler eşliğinde, başlarında terpuşları, ellerinde işlemeli yemenileriyle dans eden kadınlar betimlenmiştir.

Kesişen Dünyalar: Elçiler ve Ressamlar koleksiyon sergisi hakkında detaylı bilgi için tıklayın.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir