Bana Bak!

Biriyle tanıştığımızda ilk olarak yüzüne bakar; onu diğer insanlardan ayıran özelliklerini algılamaya çalışırız. Bakışlarını, jestlerini izleriz; ifadelerine dikkat kesiliriz. Bir temsile, tasarlanarak yaratılmış bir imgeye baktığımızı bilsek de sanat eserlerinde karşımıza çıkan portrelere de aynısını yaparız.

Portre, geleneksel olarak, bir karakterin imgesini yaratmaya ve böylelikle onu toplumun geri kalanından ayırmaya yarayan bir mecra olagelmiştir. Nihai amaç resmedilen kişinin kimliğini yansıtmak olsa da modelin görüntüsüne sadakat her zaman portreciliğin temel şartlarından biri olmuştur. Tam da bu noktada sanat bizi cevaplanması zor bir takım sorularla karşı karşıya bırakır: Resmetmek, fotoğrafını çekmek ya da çizmek bir benliği görünür kılmak ya da kopyasını çıkarmak değil bir imge yaratmaktır. Bugünlerde durmadan kendi fotoğrafımızı çekiyoruz; buna rağmen, Roland Barthes’in dediği gibi, objektife baktığımızda hâlâ bir başkasıymışız gibi davranıyoruz. Fotoğraflar yalan söylemez diyoruz; oysa hepimiz, bütün portrelerin bir kurmaca, daha doğrusu yeniden bir sunum boyutu olduğunu biliyoruz.

Portreler, tanımlarını genişleterek günümüze kadar ulaştılar. Yakın tarihli sanat eserleri, yeni kavram, teknik ve diller kullanarak insanlık durumuna dair imgeler üretmenin ve karmaşık bir mefhum olan kimliği ve toplumsal içerimlerini incelemenin çeşitli yollarını sunuyor.

Sergide ”la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan seçilerek bir araya getirilen eserler, toplumsal bir ayna gibi bakışlarımıza karşılık veriyor. Bu aynada, ezelden beri kafamızı kurcalayan sorular sorarken buluyoruz kendimizi: Bunlar da kim? Onlar hakkında ne düşünüyorum? Ben kimim? Onlar benim hakkımda ne düşünüyor?

Bana Bak! “la Caixa” Çağdaş Sanat Koleksiyonu’ndan Portreler ve Diğer Kurmacalar sergimizi 4 Mart’a kadar ziyaret edebilirsiniz! Sergi boyunca sergideki sanatçıları ve bölümleri ele almaya devam edeceğiz.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir