Pera Film:
Sevdiğim Her Şey veya Olmak İstediğim Her Şey

94f688831077903c217fb3105b49.1000

Pera Müzesi ve theMagger iş birliğiyle hazırlanan yazı serisi yeni sezonda da devam ediyor. Bu kez, Pera Film’in “Kulak Ver!” programı kapsamında yazan kültür-sanat blogger’ı Emre Eminoğlu, sosyal medyada ‘thebalkabaa’ olarak tanınıyor ve theMagger’ın editörlüğünü üstleniyor.

AjqhbbZwIDzyibqUGoB5bTKsJuf

Pera Film’in sürmekte olan gösterim programı Kulak Ver! – Müzik ve Sinema: Orta Avrupa Filmleri, müzik ve sinemanın iç içe geçtiği filmleri bir araya getiriyor; müzik ve sinemanın azımsanamayacak denli çok sayıda filme konu olan, hatta kendi alt-türlerini yaratan yakın ilişkisinin belirli bir coğrafyadaki örneklerine odaklanıyor. Seçkide yer alan filmlerden bazıları müziğin farklı durumlardaki birleştirici gücünü, bazısı bir ifade biçimi olarak müziğin toplumsal ve politik olaylara etki ve tepkisini konu alırken, bazısı belgesel sinemanın imkanlarını müziği ön plana çıkarmak için kullanıyor.

??????????

Kulak Ver! seçkisindeki Polonya yapımlarından Wszystko, co kocham (All That I Love / Sevdiğim Her Şey) da müziğin başrolde olduğu bir dönem filmi. Jacek Borcuch imzalı, 2009 yapımı film, dünyanın birçok köşesinde olduğu gibi Polonya’da da oldukça çalkantılı, hareketli ve gerilimli geçen 80’lerin başındaki toplumsal ve politik atmosferi dört liseli gencin müzikal yolculuğunun fonuna yerleştiriyor.

94f688831077903c217fb3105b49.1000

II. Dünya Savaşı’nın en çok yara alanlarından Polonya, savaşın ardından uzun yıllar komünist rejimle yönetilmiş bir Demir Perde ülkesi. 80’lerin hemen başında bu baskıcı rejime karşı bir işçi hareketi, bağımsız bir sendika olarak ortaya çıkan ve kısa sürede politik bir güce dönüşen Solidarność (Dayanışma) arasındaki gerilim, 1981’de patlak veren askeri darbeyle sonuçlanmış. İşte film tam olarak bu yıllarda geçiyor ve adını dört erkek arkadaşın kurduğu müzik grubundan alıyor. Janek, Staszek, Kazik ve Diabel, farklı sosyal sınıflardan gelen, yaşanan politik gelişmelerin ailelerine olan etkisi ya da ailelerinin bu gelişmelere tepkisi çok farklı olan dört genç: Janek ve Staszek’in babaları donanmada görevli, üst rütbeli bir subay, Kazik işçi sınıfından, Diabel ise zengin bir ailenin oğlu. Dostluğun ve ortak zevklerin pek çok şeyden daha önemli olduğu lise yıllarında, dördü için bu farklılıkların hiçbir önemi yok; isyankâr şarkı sözlerini birlikte yazıp gürültülü ama başarılı müziklerini birlikte icra ederken bu sözlerin her birinin ailesi ve yaşam tarzı için farklı anlamlara geldiğini düşünmüyorlar. Müzikle birleşiyorlar, müzikle besleniyorlar, yaşıtlarına ve ailelerine müzikle sesleniyorlar.

Sevdiğim Her Şey adlı bu müzik grubunun varlığının ve üyelerinin motivasyonun, aslında bir mecburiyetten beslendiğini de söylemek mümkün diğer yandan. Donanma subayı babasıyla olan sorunsuz ilişkisi ve bu ilişki sayesinde askerle rahatça diyaloga girebilmesi, hatta babasının konumunu kullanarak grubunun yararına ayarlamalar yapabilmesi göz önünde bulundurulduğunda özellikle Janek’i rejim karşıtı bir müzik yapmaya, kendini punk kültürüne ait hissetmeye iten, lise yıllarında muhtemelen hepimizin etkisi altında kaldığı, kendini kabul ettirmek için gereken o cool olma zorunluluğu. Film ilerledikçe, kız arkadaşı Basia’nın ailesinin rejimden doğrudan etkilenmesi ve bunun ilişkilerine yansıması bir yana, filmde bir arzu nesnesi olarak sunulan bir başka kadının üst düzey bir subayın eşi olması Janek’in rejim karşıtı olmasını ‘gerektiren’ motivasyonlar arasına ekleniyor. Benzer ifadeleri, sık sık babası tarafından fiziksel şiddete maruz kalan Kazik dışındaki tüm grup üyeleri için kullanmak mümkün. Çünkü aslında hiçbiri rejimin etkilerini somut bir şekilde ve doğrudan hissetmiyor, yalnızca cool olduğuna inandıkları politik görüşü ve duruşu üzerlerine giyiyorlar. Yaptıkları müzik iyi, müziğin ifade ettikleri anlamlı olsa da, dört karakterin (ve dolayısıyla bir noktada filmin) samimiyetini sorgulamak kaçınılmaz oluyor.

AeEe8xap44y2GAg2gm1CqbLjuvA

Müzik ve sinema ilişkisi ekseninde bakıldığında başarılı soundtrack’i, yerinde müzik kullanımı ve zaman zaman müziğin önüne geçebilen yetenekli genç oyuncularının performanslarıyla izlenmeyi hak ediyor Wszystko, co kocham (Sevdiğim Her Şey). Filmin dönemi – yalnızca tarihsel bir dönemi değil, insan yaşamındaki bir dönemi de – duyguları ve müziğiyle doğru yansıtabilişi onu iyi bir dönem filmi ve iyi bir gençlik filmi yapıyor.

Sevdiğim Her Şey’i Kulak Ver! gösterim programı kapsamında, 26 Kasım Cumartesi saat 19:00’da ücretsiz olarak Pera Müzesi’nde izleyebilirsiniz.

Yazan: Emre Eminoğlu

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir